Ads 468x60px

Blog Listem

Osmanlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Osmanlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 May 2009

OSMANLICA ve TARİH GENETİĞİMİZ ???

Dil devrimi ile milletin daha rahat konuşabileceği bir alfabe sağlanmış iken kendisini sürekli geliştiremeyen bir millet olmamızdan olsa gerek (bkz. eğitim politikaları) ne Türkçemizi iyi biliyoruz ne de zengin Osmanlıcamızı. Burada dil devrimini suçladığımı sanmayın. Sonuna kadar dil devrimini savunuyorum ama eğitim politikaları Cumhuriyetin ilk dönemlerindeki gibi olsaydı ve daha geliştirilebilseydi, şu an fizikten anlayan imam, yaşam bilimlerinden anlayan kimya mühendisleri, meteorolojiden anlayan inşaat mühendisleri, ekonomiden anlayan dünyaca ünlü şirket avukatları yetiştirebilirdik. Ayrıca geçmişi bilen sağda solda bulunan tarihi çeşmelerin üstünde yazan osmanlıca yazıları çözer ve anlardık. Anladığımız şeylere saygı duyardık.

Bende bu anlayışla osmanlıcaya az da olsa merak sarmış bulunuyorum.

Bu arada bu dili öğrenmemin en büyük nedeni hukuk biliminde osmanlıcadan bol bol yararlanmaları ve sanki üst tabakaymış gibi kendi dillerini halktan soyutlamasıdır. Böylelikle anlaşışmayan dilleri ile psikolojik baskı uygulamaktadır. Doktorlarda da öyle değil midir? Belki basit bir şeyiniz vardır ama latincesini duyunca öleceğinizi düşünürsünüz :)

Bu nedenle geçmişte kullandığımız dillere de sahiplenmek gerekir, ki Britanya Krallığı Sheakespare eserlerini anlamak için eski ingilizce okutuyor derslerinde. Bence türkiye'de gençler özenmeli ve dil haznelerini geliştirmeleri gerekir. Bu osmanlıca, yunanca, ermenice, zazaca, lazca, kürtçe, arapça, rusça, azerice yani kısaca komşumuzun konuşulduğu dilleri de öğrenmemiz gerekir.

20 Eyl 2008

Medeni Olmak ya da Olmamak.

Medeni Olmak ya da Olmamak başlığı empoze etmek ya da etmemek olabilirdi. Çünkü başlık bazıların hataya düşebileceği ama kullanılan tabir,çünkü topluluk halinde yaşayan her insan medenidir.

Son yüzyıllarda medeni olma anlayışı tek nokta odaklı olmaktan çıkıp bir çok eksende medeni olma, medeniyet kavramları oluşurken şu an küreselleşmenin getirdiği etkiyle evrensel bir medeniyet anlayışı yakanlanmaya çalışılmakta, ortak bir etik kodu oluşturulmaya çalışılmakta ancak farklı millet ve kültürlerin yüzyıllardır sahip olduğu etik kodlarının olası yokoluşu tehdidi altında.

Bilinmesi gereken önemli bir nokta var ki; o da üstün kültür ve alçak kültür diye sınıflandırmanın yanlışlığıdır; çünkü insan olmak evrenseldir. Üstün insan olmadığı gibi üstün kültürde olamaz, aynı şekilde üstün dil de yoktur. İnsan, kültür, dil gibi önemli kavramlar farklı milletlerce farklı algılanır, görecelidir. Bu nedenle hiç kimsenin kendi medeniyetini, dilini, kültürünü üstün görmek ve kendi kültürünü başka kültüre empoze etmek büyük yanlışlıktır.

Bu nedenle "Küreselleşme"nin ön plana çıktığı günümüzde kendi etik ve kültür kodlarımı korumamız milletlerin var olması ve zengin çeşitliliğin sağlanması için insanın gelecekte yaşamı anlamlandırması açısından çok önemlidir.

Benim için en etkileyici örnek olarak bunu verebilirim: Keşifler çağında Yeni Ana Kıta (Amerika)nın keşfedilmesi ile bir çok portekiz ve ispanyol kökenli insanlar o bölgenin yerlilerini hiç bir neden yok iken öldürmüşlerdir. Onlara göre ölmelerinin en büyük sebebi onlar medeni değil ama Avrupalılar medeni idi. Çünkü onlar (Aztekler, Mayalar) en büyük reislerin önemli organlarını yiyorlardı, onların kuvveti onların üzerine olması için yemeleri gerektiği inanışından dolayı. Bu kaşifler silahsız savunmasız bu yerlileri öldürmek etik midir? Oysa yerliler kendi aralarında paylaşıma o kadar çok önem verdiklerinin en büyük kanıtı kapılarının sürekli hep açık olmaları değil midir? Peki bir çuval domates isteselerdi veremez miydiler? Ne yazık ki bir çok toplum, kendilerinin medeniyetini yüceltmis ve diğerlerini kendilerinden farklı olmalarından dolayı ya dışlamışlardır ya da yok etmişlerdir. Böylelikle sözüm ona büyük medeniyetler ortaya çıkmaktadır. Kalpten fethetmek yerine silahla kalplerini delik deşik ederek fethetmişlerdir kanlı toprakları, Avrupa.

Ancak geçmişte yapılan hatalarını çok iyi anlayan Avrupa, bu yönden bir çok güzel atılımlarda bulunmuştur. Ama dünyanın her yerinde her zaman olacağı gibi çıkarlarına ters düşen yada psikolojik olarak bunlara engel çıkartan bi o kadar insan olduğu da ayrı bir gerçektir. Ancak beni bir konuda üzen bir konu var ki Osmanlı Devletinin döneminde o kadar topraklara sahip olup adilce yönetilen bir anlayış var iken, bir kültür empatisi yaratmış ve herkese eşit davranmış iken günümüzde kadın hakları, hayvan hakları, çocuk hakları, temiz çevre hakkı gibi bir çok konuda zayıf notlar almaktayız.

Oysa ki Osmanlı devletinde ve küllerinden yeniden doğmasında lider olan Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyet döneminde bir çok hususa önem verilmiştir. Öncelikle Padişahların haftanın 3 günü atlara zorunlu dinlenme verilmesi, çocukların ramazanlarca rahatça oynayabilmesi için bir çok festival alanı kurulması gibi, Atatürk'ün çocuklara bir bayram hediyesi etmesi gibi geçmişten günümüze gelen bir çok güzel değer var iken neden bazıları günümüze gelmiş bazıları gelememiştir. Oysa bir çok güzel yenilikler eklenebilir. Tüm dünyada festival yapılırken büyük bulvarların köselerinde cocukların oynayabileceği prefabrik oyunevleri yapılırken neden Türkiye'de gerçekleşen 23 Nisan Ulusal Egemenlik Çocuk Bayramı sadece stadyumlarda ve okul bahçelerinde resmi törenle kutlanıyor. Bu bayram çocuklara bayramdan çok işkence olmaktadır. Yani lafın kısası hem Osmanlıda döneminden kalan güzellik ve etik anlayışını, kültürünü kaybettik hem de Cumhuriyetin ilk yıllarında yaşanan aydınlanmayı üstüne medeniyet mimarisine katkıda bulunmamız lazım iken günümüze pek azını getirebildik.

Bu nedenden ötürü geçmişte yaşanan şeyler Türkiye Medeniyeti için önemlidir ancak küresel yaşanan gelişmelerden dolayı üzülerek söylüyorum çok geridedir. Bu nedenle küreselleşme rüzgarında gençlere ve bir sonraki kuşaklara çok iş düşüyor.

Sonuç olarak her milletin küreselleşme rüzgarına karşı esnek bir duvar örmesi gerekmektedir. Herkesin hedef koştuğu ama gene herkesin eşit koşabileceği ortamlar yaratmak çok önemlidir.